Fransa Hakkında Bilgiler

Fransa, yıl içerisinde ağırladığı seksen iki milyon turistle, dünyada en çok ziyaret edilen ülkelerinin başında geliyor. Başkent Paris ise, son yirmi yılda en fazla turist çeken şehirler arasında ilk ondaki yerini koruyor.

Ana kara toprakları Batı Avrupa’da bulunan ve dünyanın pek çok bölgesinde denizaşırı toprakları olan Fransa, Andorra, Belçika, Almanya, İtalya, Lüksemburg, Monako, İspanya, İsviçre ile komşu.



Dünya sıralamasında yer alan gayrisafi yurtiçi hasılası ve satın alma gücüne göre ileri bir ekonomiye sahip olan Fransa, gelişmiş ülkeler sınıfında yer aldığı gibi Avrupa ülkelerinin de lideri konumunda. Yönetimde yarı-başkanlık sisteminin uygulandığı üniter bir devlet olan Fransa, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi‘nde açıklanan ilkelere göre yönetiliyor. Avrupa ile ekonomik bağları hayli sağlam olan ülke, bir yandan da Avrupa kıta ekonomisinin daha güvenli ve güçlü olması adına mücadele veren ülkelerin en başında geliyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin değişmez üyesi olarak da oldukça önemli bir rol oynayan Fransa, NATO, G-8, G-20, AB ve daha birçok organizasyona da üyeliği bulunuyor. De Gaulle, 1966’da Fransız güçlerini NATO’dan çıkarmışsa da ülke 2009’da NATO’ya tekrar katıldı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olan ülke, yaklaşık altmış nükleer santraliyle de önemli bir nükleer güç.


Yirmi birinci yüzyılın başlarına bakıldığında ise ülkenin Guyana, Guadeloupe, Martinique, Mayotte ve Reunion olmak üzere beş denizaşırı sömürgesi bulunuyor.

Fransa’da bulunduğunuz süre içinde Fransızlara ve geleneksel dillerine olabildiğince saygı göstermeniz bekleniyor. Çok iyi Fransızca bilmeseniz de, elinizden geldiği kadar çaba sarf etmeniz, özellikle halka açık yerlerde yüksek sesle konuşmamanız ve insanların rahatsız olacağı konulardan bahsetmemeniz yeterli.

Fransa Tarihi

Antik Galya sınırlarıyla aynı olan günümüz Fransa sınırları, MÖ birinci yüzyılda Roma İmparatoru Julius Caesar tarafından ele geçirilince, Roma kültürü ve Roma dilini benimsenmesi çağdaş Fransızca’nın da temellerini oluşturdu. Diğer yandan Hristiyanlığın ilk kabul gördüğü bölge olan toprakların, Ren Nehri kıyısındaki doğu sınırları Germen boyları tarafından yönetiliyordu. Bu topluluklar içinde en etkili olanı, Fransa’ya antik Francie adını da veren Franklardı. Günümüzde kullanılan Fransa adıysa Paris dolaylarında bulunan Capet krallarının yönettiği derebeyliğin bulunduğu bölgenin adından geliyor.

Ayrı bir ülke olarak Fransa tarihinin başlamasıysa 843 tarihli Verdun Antlaşması’ndan sonra, Karolenj İmparatorluğu’nun Doğu, Batı ve Orta Frank Krallığı olarak üçe ayrılmasıyla başladı. Hemen hemen bugünkü Fransa topraklarını kapsayan Batı Frank Krallığı, çağdaş Fransa’nın temellerini atan krallık olarak kabul ediliyor.

987’de Fransa dükü ve Paris kontunun Fransa kralı olarak taç giymesinin ardından krallık yönetimi on yedinci yüzyılda ve kral XIV. Louis’nin döneminde doruğa ulaştı. Bu süreçte Fransa, Avrupa kıtasının en kalabalık ülkesi hâline gelerek Avrupa kültürü, politikaları ve ekonomisi üzerinde en etkili güçlerden biri oldu.


Dönemin diplomasi dilinin Fransızca’ya dönüşmesi, aydınlanma çağının büyük ölçüde Fransız entelektüel çevrelerinde gerçekleşmesi, on sekizinci yüzyılda Fransız bilim insanlarının buluşları ve ülkenin Afrika, Amerika ve Asya kıtalarında birçok denizaşırı toprak edinmesiyle Fransa’da krallık sistemi 1789 Fransız Devrimi’ne dek hüküm sürdü.

Fransız Devrimi’nin ardından 1799’da cumhuriyetin kontrolünü ele alan Napolyon Bonapart’ın Birinci İmparatorluk devrini başlatmasıyla, ülkede Napolyon Savaşları ve Waterloo Savaşı yaşandı. Sonuç olaraksa ülke krallık yönetimine geri döndü. Ancak kralın yetkilerine anayasal kısıtlamalar getirilse de, 1830 Temmuz Devrimi ile Temmuz Monarşisi; onun ardından da kısa bir süre İkinci Cumhuriyet dönemi yaşandı. 1870’de başlayan Fransa-Prusya Savaşı’yla Üçüncü Cumhuriyet kuruldu.

On yedinci yüzyıldan başlayarak 1960’lara dek bir sömürge devleti kimliğiyle var olan ülkenin on dokuz ve yirminci yüzyıllardaki toprakları onu, İngiltere’den sonra ikinci büyük sömürge imparatorluğu hâline getirdi.

Her iki Dünya Savaşı’ndan da galip taraf olarak çıkmasına karşın büyük bir insan kaybına ve maddi zarara uğrayan Fransa’nın Avrupa toprakları Alman güçlerince işgal edilmişti. II. Dünya Savaşı’nın ardından Dördüncü Cumhuriyet’ini kuran Fransa’nın dünya siyasi ve ekonomik politikalarında etkili bir güç olarak kalabilmesi için ülkenin mevcut durumunun korunmasına çalışıldı.

Ancak, sömürge topraklarında sorunlar çıkmaya başladı. 1946’da Birinci Çinhindi Savaşı, 1954’te Dien Bien Phu Çarpışması, birkaç ay sonra çıkan Cezayir’in başlattığı bağımsızlık savaşı, farklı görüşlere sahip Fransızları iç savaşın eşiğine getirdi. 1958’de istikrarsız ve zayıf durumda bulunan cumhuriyetin yerine, yeni bir anayasa oluşturulması öngörülerek cumhurbaşkanının yetkilerini artıran ve günümüzde de hâlâ süren Beşinci Cumhuriyet’in kurulması kararına varıldı.

Kurulan bu son cumhuriyetin başkanı olan Charles de Gaulle ile Cezayir arasında yapılan anlaşmayla 1962’de Cezayir bağımsızlığını kazandı.


Son yarım yüzyıl içinde Fransa’nın Almanya’ya karşı yürüttüğü barışçıl tutum ve iş birliği ilişkileri Avrupa Birliği’nin ekonomik bütünleşmesinde esas teşkil etti. 1999’da Euro, birlik üyesi ülkeler arasında ortak para birimi olarak kabul edildi.

Fransa, tarihi boyunca güç kelimesini her daim kendi çıkarları doğrultusunda kullanan bir ülke olarak bilindi. Dünya siyasi tarihinde de, güçlü ülke konumunu koruyan; “imaj”ın her şey olduğunu çok önce keşfeden Fransızlar, sanatçılarını, zanaatkârlarını, entelektüellerini ve kısaca yasalara uygun şekilde ülkenin prestijini yükseltebilecek herkesi koruma altına aldılar.

Fransa Politik Haritası

Fransa, Avrupa’nın batı köşesinde; batıda Kuzey Atlantik Okyanusu, Kuzey Batı da İngiliz kanalı, kuzeyinde Kuzey denizi, Kuzey Doğusunda Belçika ve Lüksemburg, Doğusunda Almanya, İsviçre ve İtalya ve Güneyde Akdeniz tarafında Monako, İspanya ve Andorra ile çevrili. İngiltere ile deniz sınırlarını paylaşan ülke, 1994’den bu yana İngiltere ile elli bir kilometrekarelik bir denizaltı tüneliyle birbirine bağlı.

551.500 km²’lik yüzölçümüyle metropolitan bir yapıya sahip olan ülke, İngiltere’den ve Amerika’nın eyaleti Colorado’dan iki kat daha büyük yüzölçümüne sahip. 2012 verilerine göre yaklaşık 65.350.000 kişinin yaşadığı Fransa’nın yurtdışında da yaklaşık 1.89 milyon vatandaşı bulunuyor. Resmi dili Fransızca olan ülkenin, en büyük şehri başkenti olan Paris.

Fransa Coğrafyası

Biri Kuzey Atlantik Okyanusu diğeri de Akdeniz’de olmak üzere iki sahil şeridi bulunan Fransa’nın, toplam sahil uzunluğu 3,427 kilometre.

Fransa’nın iç kısımlarının üçte ikisi ovalar ve ufak tepelerden oluşuyor. Kuzeybatıda Seine Nehri’ne bağlı Paris Havzası ve Garonne’e bağlı Aquitaine Havzası olmak üzere iki büyük havzası bulunan ülke, yüksek tepelerin bulunduğu kırsal bölgelere sahip. Bu tepelikler güneyde Fransa ve İspanya arasında doğal bir sınır oluşturan Pyrenees Dağlarına kadar uzanıyor. İspanya ve Fransa arasında bulunan dağlar üç bin metre yüksekliğe kadar çıkabiliyor.


Alplerin içinde bulunan Mont Blanc 4,807 metrelik yüksekliğiyle Fransa’nın en yüksek dağı unvanına sahip. Aynı zamanda Mont Blanc, İtalya’nın da en yüksek tepesi, zira “Beyaz Dağ” iki ülkenin tam ortasında bulunuyor.

Ülke sınırları içinde bulunan en uzun nehirler Loire, Seine, Garonne ve Rhone. Rhone Nehri doğuda Almanya ile yüz altmış kilometrelik bir sınır oluşturuyor. Seine ve Garonne nehirleri ise ülkenin ulaşım için kullandığı iki ana nehir.

Ülkenin en büyük ve uluslararası havalimanı olan Paris-Charles de Gaulle Havalimanı (IATA kodu: CDG), Fransa’nın en çok turist ağırlatan kenti Paris’te yer alıyor. Aynı zamanda Rossy olarak da bilinen bu havalimanının haricinde kentin güneyinde bulunan ve çoğunlukla iç hat uçuşlarının gerçekleştirildiği Orly Havalimanı ise, Paris’in ikinci büyük havalimanı. Ülke, büyüklük sırasına göre Marsilya, Le Havre, Dunkirk ve Nantes/Saint-Nazaire deniz limanlarına ve daha pek çok limana sahip.

Fransa, dünyanın en çok ziyaret edilen ülkelerinden biri. Paris ise, sahip olduğu eşsiz müzeleri, yemek ve şarap kültürü, gece yaşamı ve kendine özgü atmosferiyle, adı ülkesi ile özdeşleşen ve dünyanın en fazla turist çeken şehirler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Fransız Edebiyatı

Fransız kültürünün en güçlü öğelerinden biri Fransız edebiyatı! Bir Fransız ile farklı bir dilde iletişime geçtiğinizde yüksek ihtimalle dilinizi bilse de ısrarla Fransızca cevap verecektir. Fransız vatandaşları dil konusunu çok önemsiyorlar ve kendi dillerini ön planda tutuyorlar. Bu durum Fransız edebiyatının zenginliğine de yansıyor. 1800’lerde gerçekçilik ve sembolizm temelinde, 1900’lü yıllarda ise sürrealizm ve varoluşçuluk doğrultusunda Fransız yazarların Avrupa edebiyatında önemli rol oynadığı görülmektedir. Voltaire, Denis Diderot ve Jean-Jacques Rousseau gibi önemli yazarlar Fransa’nın dünya edebiyatına kazandırdığı isimlerdir. 2008 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Jean-Marie Gustave Le Clézio günümüz Fransız edebiyatının en önemli figürlerindendir.


Fransız Yemek Kültürü

Kökeni ortaçağa kadar dayanan ve dünyanın birçok ülkesinin mutfağını etkileyen Fransız yemek kültürü kremalı tatlılar, peynir yoğun yemekler ve şarap temelindedir. Hamur işi yiyeceklerin yaygın olarak kullanıldığı Fransız mutfağında sunum da önemli bir yer tutmaktadır. Fransız restoranına gittiğinizde sunuma çok önem verildiğini ve yemek düzeninin has özelliklerle inşa edildiğini göreceksiniz. Dünyanın birçok yerinde tüketilen kruvasan yiyeceğinin de Fransa kökenli olduğunu hatırlatmakta fayda var. Fransız hükümeti yemekle ilgili bir yasa bile çıkardı ve Fransız yasalarına göre restoranlar fiks menü seçeneği sunmak zorundadırlar. Yolunuz Fransa’ya düşerse zengin peynir çeşitleri ile şarabınızı yudumlarken gün batımını izlemek harika bir deneyim olacaktır.


Fransa Spor Kültürü

12.07.1998 tarihi her Fransa vatandaşının unutamayacağı bir gün… Zinedine Zidane’ın 2 kafa golü ve Petit’in galibiyeti perçinleyen golü ile Fransa Dünya Kupası Finalinde Brezilya’yı 3-0 yenerek dünya şampiyonluğuna ulaştı. Bu kupa Fransız futbolunun zirvesiydi ve 2000 yılı Avrupa Şampiyonası’nda başarı tekrar bir kupa ile devam etti. Futbol; Fransa’da gerçekten bir tutku, Zidane ve arkadaşlarının yolundan Griezmann ve Paul Pogba gibi dünya yıldızları ilerliyor. Fransa’da spor kültürünü sadece futbolla sınırlamak hata olur, Paris ve Fransa’nın güneyinde yükselen bir rugby gerçekliği var. Birçok genç rugby sporu ile uğraşıyor ve Fransa’da trend spor aktivitelerinden biri. 2016 yılında Rio de Janeiro’da gerçekleşen Olimpiyat oyunlarında da Fransa 10 altın, 18 gümüş, 14 bronz olmak üzere toplamda 42 madalya ile sıralamada 7.sırada yer almıştır. Fransa Bisiklet Turu (Tour de France), bisiklet sporunun en prestijli yarışlarından biridir. İlk olarak 1903 yılında yapılan yarış zamanla sporun en önemli organizasyonu haline gelmiştir. Özellikle 1960’lardan sonra popülaritesi iyice artan tur, son yıllarda uluslararası niteliğini pekiştirmiştir.


Müzik ve Görsel Sanatlar Kültürü

Geniş bir yelpazede temeli olan Fransız müzik kültürü, klasik müzik, jazz ve rock tınılarını harmanlayan eserlere sahiptir. Özellikle son dönemlerde ZAZ ve şarkılarını dünyanın önde gelen müzik kanallarında sık sık duymanız mümkün. Klasik müzik alanında tarihi bir yere sahip olan Fransa; 2000’li yıllarda da klasik müzik ve jazz müzik dallarında dünya kültürüne birçok eser sunmaktadır.

Fransız kültüründe sinema ve tiyatro gibi görsel sanatlar önemli yer tutmaktadır. Her yıl onlarca sinema ve tiyatro festivaline ev sahipliği yapan Fransa’da kısa film endüstrisi konusunda da Avrupa’da lider konumdadır. Ünlü yönetmen Jean-Pierre Jeunet’ın 2001 yılında çektiği Amelie filmi Fransız sinema tarihinde dönüm noktası filmlerden biri olarak sayılmaktadır.


www.000webhost.com