PARİS

Genel Bilgi

Fransa’nın başkenti ve ve dünya turizm merkezlerinden biri olan Paris 12 milyon nüfusu ile Avrupa’nın en popüler yerlerinden biridir. Sen Nehri çevresine kurulu olan şehirde yer alan birçok ünlü yapı UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.

Vize&Pasaport: Türk vatandaşlarının Paris gezisi için Fransa’dan Schengen Vizesi almaları gerekmektedir. Kısa süreli vize başvuruları 2013 yılından bu yana VFS Global vize merkezi aracılığı ile yapılmaktadır. (www.vfsglobal.com) Başvuru yapmanız gereken şehirler (Ankara ya da İstanbul) ikamet ettiğiniz şehre göre değişmektedir. Öğrenci vizesi gibi uzun süreli vize başvuruları ise VFS Global Çağrı Merkezi’nden randevu alınarak Büyükelçiliğe yapılmaktadır.

Dil: Ülkede kullanılan resmi dil Fransızca’dır. Parisliler İngilizce bilse dahi sizinle Fransızca konuşmayabilir ya da tam tersi size yardımcı olabilmek için ellerinden geleni yapabilirler. Ülkedekilerin ısrarla Fransızcayı dünyaya kabul ettirmeye çalıştıklarını genellememek gerekiyor.

Gezi Bütçesi: Paris, Avrupa standartlarında bile çok pahalı bir şehirdir. Konaklama masrafı gezi bütçenizdeki en önemli payı oluşturacaktır. 2 kişilik, özel banyolu otel fiyatları gecelik 100€ ile 200€ arasıdır. Otelde kahvaltı ücreti 5-20€, kafede kahvaltı 5-10€, restoranda öğle yemeği 15-30€, akşam yemeği ise 20€’dan başlayıp yemek ve içecek seçeneğinize göre değişecektir. Metro bileti tek 1,3€, 10’lu bilet: 10€.

Güvenlik: Paris diğer Avrupa şehirlerine oranla çok daha güvenli bir şehirdir. Tabi turist yoğunluğunun çok fazla olduğu yerlerde yankesiciliğe karşı tedbirli davranıp değerli eşyalarınızı göz önünde bulundurmanızda fayda var. Yanınızda çok fazla para ve değerli eşya bulundurmayın. Eğer döviz bozdurma ya da farklı bir durumda yanınızda bulundurmanıza ihtiyacınız olmayacaksa pasaportunuzu otel odasınızda kasaya bırakabilirsiniz. Özellikle gece geç saatlerde ıssız sokaklardan uzak durun. Zaten sağduyulu davranmak her yerde olduğu gibi Paris gezisi boyunca da önemli.



Gezilecek Yerler

Eyfel Kulesi: Paris‘e giden hemen her turistin ilk durağı olan 130 yaşındaki Eyfel Kulesi tarihi eserler ve müzelerle dolu şehrin yegane simge yapısı diyebilirim. Hatta sadece turistler değil, iş veya eş dost ziyareti sebebiyle de kente gelen herkesin “görülecek yapılar” listesinde ilk sıralarda yer alıyor.

Yapımına başlandığında, ve hatta inşaatı tamamlanıp açılışı yapıldığında bile bir gün kulenin bu kadar popüler ve hatta Paris’in Simgesi olabileceği ne mühendisinin ne de o dönemdeki şehrin ileri gelenlerinin aklının ucundan bile geçmiyordu muhtemelen. Ancak Eyfel Kulesi herkesi şaşırtarak büyük bir ziyaretçi kitlesini kendine çekmeyi başardı ve zaman içerisinde o kadar popüler oldu ki bugün artık “Paris” denildiğinde akla gelen ilk şey diyebiliriz.

Açılışından bu yana 200 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiği, belki bir o kadarının da kuleye çıkmasa bile yakından gördüğü, önünde fotoğraf çektirdiği Paris’in Simgesi Eyfel Kulesi dünyadaki en turistik yapılar arasında ilk sıralarda yer alıyor. Her yıl ortalama 6-8 milyon arası ziyaretçi çeken yapı bazılarımız için tek başına Paris ziyareti sebebi bile denilebilir.



Louvre Müzesi: Dünyanın en etkileyici yerlerinden ve müzelerinden biri olan, hatta belki de listenin başında olan Louvre Müzesi 73 bin metrekare alan üzerinde (başka bir deyişle 10 futbol sahası kadar) yer alması ve hepsi ziyaretçilere gösterilmese de toplamda 350 binden fazla esere sahip olması sebebiyle Dünyanın En Büyük Müzesi olarak kayıtlara geçmiş.

Louvre Müzesi koleksiyonunda 350 binden fazla eser olmakla birlikte, herhangi bir zaman dilimindeziyarete açık olup sergilenen eser sayısı 35 bin civarında. Bu rakamlar size henüz bir anlam ifade etmiyorsa bir de şu şekilde söyleyeyim: Eğer müzede sergilenen her bir eseri 1 dakika kadar inceleyecek olursanız tüm eserleri görmeniz 35 bin dakika, yani 73 gün sürecektir. Ki bu sırada her gün aralıksız 8 saat boyunca eserlere bakıyor olmanız lazım.

Başka bir deyişle; eğer bu Dünyanın En Büyük Müzesi ziyaretini yapacaksanız ve 73 gün zamanınız yoksa, yazının ilerleyen bölümlerinden bahsedeceğim farklı galerileri, buralarda sergilenen eserleri önceden biraz araştırıp sadece ilgi alanınıza girenleri görmeniz şiddetle tavsiye olunur.



Notre Dame Katedrali: Tarihi Paris‘in tarihiyle beraber seyreden, ülkenin coğrafi ve ruhsal anlamda da merkezi sayılan Notre Dame Katedrali Paris’i ziyaret eden turistlerin de en popüler uğrak noktalarından. Hatta rakamlarla da bahsetmem gerekirse yılda ortalama 13 milyon ziyaretçi buraya görmeye geliyor. Ki bu Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi gibi simge yapıların bile ziyaretçi sayısından yüksek bir rakam.

Seine Nehri’ndeki küçük bi adada (île de la Cité) yer alan Notre Dame Katedrali devasa boyutları, Roma – Gotik stili karışımı mimarisi, görkemli süslemeleri, pencereleri ve vitrayları, sahip olduğu sanat eserleri ve 2000 yılı bulan tarihi ile Paris ziyaretinde görmeden dönmemeniz gereken yapılardan.

37 şapel, 75 dev sütundan oluşan 130 metre genişliğindeki katedral aynı anda 9 bin kişinin ibadet edebilmesine de olanak sağlıyor. Adı Fransızca’da “Kutsal Bakire” veya “Meryem Anamız” anlamına gelen, tarihte dönüm noktası sayılan olaylara tanıklık etmiş, kendi başından da çeşitli badireler geçmiş bir yapı olarak Notre Dame Katedrali burada geçirdiğiniz her saniyenin karşılığını fazlasıyla veriyor.



Pantheon: Paris’in en önemli tarihi yapılarından biridir. Günümüzde şehrin ünlülerinin mezarlarına ev sahipliği yapan bir anıt olsa da daha önceden kilise olarak kullanılmıştır. Yapı, 1744 yılında gut hastalığından kurtulan XV. Louis tarafından Azize Genevieve’e ithafen yaptırılmıştır. 1790 yılında yapımı tamamlanan yapı, mimari olarak Londra’daki St Paul’s Katedrali’ne ve Roma’daki Pantheon’a benzetilmektedir.

Devrim yıllarında ünlü isimler için mozole olarak kullanılan yapı Napolyon tarafından 1806 yılında tekrar kiliseye dönüştürülse de 1885 yılında kamu binası olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Yapının en önemli bölümü kubbesidir. Demir iskeletli kubbe 3 kattan oluşur. Mekâna uygun olarak ortamın loş olması amacıyla yalnızca ufak bir bölümden gün ışığı alır. Dilerseniz kubbeye çıkarak muhteşem Paris manzarasını da seyredebilirsiniz.



Orsay Müzesi: Paris’in mutlaka görülmesi gereken müzelerinden biridir. Müzede 1848-1914 yılları arasındaki Avrupa tablolarını, heykelleri ve fotoğraflarını görebilirsiniz. Orsay Müzesi’nin önemli özelliklerinden biri de bulunduğu yapıdır. Müze binası, ilk olarak 1900 Paris Evrensel Sergisi için tren istasyonu olarak yapılmıştır. 1939 yılında işlevini tamamlayan yapı yıllar boyunca çeşitli amaçlar için kullanılmıştır. 1970 yılında yıkımı gündeme gelen bina, 1977 yılında müzeye dönüştürülmüştür. Günümüzde Orsay Müzesi şehrin en önemli müzelerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Orsay Müzesi’nde; Edouard Manet, Claude Monet, Paul Cezanne ve Vincent van Gogh gibi dünyaca ünlü sanatçıların eserlerini inceleyebilirsiniz. Cehennem Kapıları (Rodin), Kırda Yemek (Manet), Moulin de la Galette’te Dans (Renoir), Mavi Nilüferler (Claude Monet) ve La Belle Angele (Paul Gauguin) müzede sergilenen en önemli eserlerdendir.



www.000webhost.com